TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı verilmesi ardından partide ve Türkiye siyasetinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Kurtulmuş, CHP binasına polislerin girmesine ilişkin olarak; "CHP binasına polisin girip o görüntülerin ortaya çıkması sadece Cumhuriyet Halk Partisi'ne zarar vermedi, bütün Türkiye'ye zarar verdi. Siyaset, 'Ben bu karara uymuyorum, bu mahkeme kararını kabul etmiyorum, benimsemiyorum' deme hakkı veriyor siyasetçiye ama mahkeme kararlarının sonuçlarına fiziken direnme hakkını vermiyor" dedi. CHP lideri Özgür Özel, grup başkan vekilleri hakkındaki fezlekelerle ilgili olarak da Kurtulmuş, "Mecliste şu anda bile çok sayıda fezleke var. Bunların hiçbirisi doğal olarak gündeme getirilmiyor. Yani fezleke meselesi bambaşka bir siyasi oyunun kapısını açar. Dolayısıyla bakalım. Süreç henüz oralara gelmedi" yorumunu yaptı. "Meclis Başkanı olarak beklentiniz nedir?" sorusunu Kurtulmuş, "CHP'nin delege iradesini tekrar ortaya koyması bir an evvel uygun bir zamanda kurultayın yapılması siyasi partiler hukuku bakımından önemlidir" diyerek yanıtladı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Nefes yazarı Aytunç Erkin'e yaptığı açıklamalarda gündemi değerlendirdi.
- Mecliste grup toplantıları tartışması var. Bu konuda sizin de isminiz zikrediliyor. Bugün de muhtemelen talepler gelecek. Nedir bu olay? Bir grup diyor ki TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bu olayın tam göbeğinde ve karar vermeli. Çünkü Meclis orası. Bir taraf diyor ki Meclis Başkanı ilgilenmez partinin iç meselesidir.
Ben ilk andan itibaren ısrarla, “Bu mesele, Meclis Başkanlığını ilgilendiren bir mesele değildir. Bu, bir siyasi partinin iç meselesidir, taraf olmayız, olamayız, taraf olmamıza imkan verecek bize verilmiş olan bir sorumluluk yok” diyoruz. Zaten benzer durum daha evvel 1993'te Murat Yalçın, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı iken de yaşanmış. Milletvekili olmadığı için Sayın Aydın Güven Gürkan, genel başkanına rağmen meclis grubunu toplamış ve orada grup başkanı seçilmiş. O zaman TBMM Başkanı rahmetli Cindoruk da çok benzer bir tavır göstermiş. Hatta benim girdiğim kadar da konuya dahil olmamış, “Bu mesele bir partinin iç meselesidir, çözün” şeklinde tavır göstermiş. Sayın Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararını ekleyerek gönderdiği yazıyla, kendisinin resmen CHP Genel Başkanı olduğunu aynı gün içerisinde TBMM kayıtlarına aldık. Yine aynı şekilde CHP Meclis Grubunun iç yönetmeliği çerçevesinde yapmış olduğu seçimde Sayın Özel'in Grup Başkanı olduğunu tescil ettik, o gün de grup başkanlığı odasındaki genel başkan yazısını kaldırdık. Bizim yapabileceğimiz budur. Sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi’ne “Bu meseleyi CHP'nin kurumsal kimliği içerisinde çözün” mesajımızı tüm kamuoyunun şahitliğinde ilettik. Ancak maalesef gördüğüm kadarıyla taraflar bu meselenin üzerinden karşılıklı alan kazanmak ve grup toplantılarını parti içi çekişmenin bir aracı haline getirmek istiyorlar. Bırakın da Meclis Başkanlığı konumu gereği, tanımı gereği tarafsız bir noktada dursun, yeri geldiği zaman sorunları çözebilecek kabiliyetini, becerisini ortaya koysun.